İlk yazımda yazdığım gibi bugün denemeleri paylaşmaya başlayacağım.İlk paylaştığım denemenin özel olmasını istiyorum.O yüzden Montaigne'in en sevdiğim yazılarından biri olan İnsan ve Evreni size göstereceğim.
İnsan ve Evren
Bizim köyde bağları kırağı çaldı mı, rahip efendi, Tanrı'nın insanlara kızdığını, aynı afetin yamyamların bağlarına da düştüğünü ileri sürer.İç savaşlarımız karşısında da herkes:Dünya bozuldu, kıyamet günü yaklaştı diye vahlanır.Oysaki dünyada daha ne kötü şeyler oldu.Hem sonra kim bilir biz bu halde iken dünyanın kaç yeri günlük gülistanlık.Başına dolu yağan, dünyanın dört bucağını fırtına içinde sanır.Savoie'lı köylü demiş ki: "Şu akılsız Fransa kralı biraz işini bilse pekala bizim beyin kahyası olabilir."Adamın hayal gücü efendisinin üstünde bir büyüklük tasarlayamıyor.Hepimiz, farkında olmadan, bu çeşit yanılgılara düşeriz ve bundan çok büyük zararlar görürüz.Ancak tabiat anamızı bütün genişliği içinde seyredebilen, onun durmadan değişen sınırsız yüzünü görebilen, değil yalnız kendini, bütün memleketi o evren içinde ufacık bir nokta olarak düşünebilen insan her şeyin gerçek değerini kestirebilir.
Mehmet Âkif'in Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Âkif'in Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ağu 2009
24 Mar 2009
Mehmet Âkif Ersoy'un Hayatından
Merhaba arkadaşlar. Yeni yazım " Mehmet Âkif Ersoy'un Hayatı " olucaktır. Âkif'in hayatından ve Âkif'in zihniyetini anlatıcam.

Mehmet Âkif Ersoy, Aralık 1873'te İstanbul'da Fatih'in Sarıgüzel mahallesinde doğmuştur. Âkif'in hayatından biraz derine gidelim. Âkif ülkesini, vatanını, milletini çok seven birisiydi. Kendine müslüman olmayan, haklıyı savunan bir insandı. Biz bağımsızlığımızı ilan etmişken, TBMM Hukumeti bir karar verdi. "Biz bağımsızlığımızı ilan ettik ama her Ülkenin bir marşı vardır. Mehter marşımız var ancak bu marş savaşlarda kullanılıyor. Bize bağımsızlığımızı anlatıcak bir marş gerekiyor." diye bir karardı bu. O dönemin Milli Eğitim Bakanı bir yarışma düzenledi. Bu yarışmada ise 500.000 ödül vardı. Tabi o dönem e göre büyük bir para. Çok sayıda şiir geldi ancak hiçbirisi bağımsızlığımızı anlatmıyordu. O dönemde Âkif milletvekilli idi. Âkif'e yarışmaya katılmalarını istediler. Oda katılırım ancak bir şartım olucak. Oda para ödülünü kaldırın. Zaten ülkemiz fakir, para ödülünü ortaya koyarsak bağımsızlığımızı ortaya koyamayız. O içtenliği sağlayamayız..Gibi düşünceleri vardı ve adamlarda kaldırdı. İstiklal Marşının Kabulu başlığı altında görebilirsiniz. Âkif'in burada ne kadar vatansever bir insan oldugu açıkça bellidir.
Âkif'in bir tane ceketi vardı. Onda da 8 9 tane yama vardı. Milletvekilli olmasına rağmen neden kendine ceket almıyor? Sorusuna cevap, cimrilik denilemez. Cevap şudur; Vatanseverliği. O dönemde Ülkemiz zaten fakir, cekete vereceğim parayı orduya veririm gibi düşüncedeydi Âkif. Âkif bir gün eve geldi ve evde bir değişiklik gördü. Perdeler yenilenmişti. Eski perdeler yoktu. Hemen hanımını çağırdı ve dedi ki; " Hanım bizim perdelere ne oldu? " dedi ve hanımı ise; " Hani bana maaşından biraz verdiğin para varya, o paraları biriktirdim ve evimize perde aldım. Eskimişti, bende yenisini aldım. ". Âkif yamalı ceketini giydi ve Meclis'e gitti. Bir dilekçe hazırladı. Diyor ki, Milletvekillerinin maaşı yüksektir, azaltın. Düşüncesi şu idi, Eğer benim maaşım, para biriktirip yeni bir perde almaya yetiyorsa, bu maaş bana fazla demektir. Ve maaşlarını azaltırkende ilk benim maaşımdan başlayın demiştir. Böyle bir vatanseverlik şu an kimde var?
Şu an Âkif zihniyetli bir milletvekilli bir kişilik olsaydı, sorarım size Ülkemizin durumu ne olurdu? Şu an Milletvekillerimizin maaşları 17,000 Tl. Aralarında Âkif düşünceli var mıdır, çok merak ediyorum...

Mehmet Âkif Ersoy, Aralık 1873'te İstanbul'da Fatih'in Sarıgüzel mahallesinde doğmuştur. Âkif'in hayatından biraz derine gidelim. Âkif ülkesini, vatanını, milletini çok seven birisiydi. Kendine müslüman olmayan, haklıyı savunan bir insandı. Biz bağımsızlığımızı ilan etmişken, TBMM Hukumeti bir karar verdi. "Biz bağımsızlığımızı ilan ettik ama her Ülkenin bir marşı vardır. Mehter marşımız var ancak bu marş savaşlarda kullanılıyor. Bize bağımsızlığımızı anlatıcak bir marş gerekiyor." diye bir karardı bu. O dönemin Milli Eğitim Bakanı bir yarışma düzenledi. Bu yarışmada ise 500.000 ödül vardı. Tabi o dönem e göre büyük bir para. Çok sayıda şiir geldi ancak hiçbirisi bağımsızlığımızı anlatmıyordu. O dönemde Âkif milletvekilli idi. Âkif'e yarışmaya katılmalarını istediler. Oda katılırım ancak bir şartım olucak. Oda para ödülünü kaldırın. Zaten ülkemiz fakir, para ödülünü ortaya koyarsak bağımsızlığımızı ortaya koyamayız. O içtenliği sağlayamayız..Gibi düşünceleri vardı ve adamlarda kaldırdı. İstiklal Marşının Kabulu başlığı altında görebilirsiniz. Âkif'in burada ne kadar vatansever bir insan oldugu açıkça bellidir.
Âkif'in bir tane ceketi vardı. Onda da 8 9 tane yama vardı. Milletvekilli olmasına rağmen neden kendine ceket almıyor? Sorusuna cevap, cimrilik denilemez. Cevap şudur; Vatanseverliği. O dönemde Ülkemiz zaten fakir, cekete vereceğim parayı orduya veririm gibi düşüncedeydi Âkif. Âkif bir gün eve geldi ve evde bir değişiklik gördü. Perdeler yenilenmişti. Eski perdeler yoktu. Hemen hanımını çağırdı ve dedi ki; " Hanım bizim perdelere ne oldu? " dedi ve hanımı ise; " Hani bana maaşından biraz verdiğin para varya, o paraları biriktirdim ve evimize perde aldım. Eskimişti, bende yenisini aldım. ". Âkif yamalı ceketini giydi ve Meclis'e gitti. Bir dilekçe hazırladı. Diyor ki, Milletvekillerinin maaşı yüksektir, azaltın. Düşüncesi şu idi, Eğer benim maaşım, para biriktirip yeni bir perde almaya yetiyorsa, bu maaş bana fazla demektir. Ve maaşlarını azaltırkende ilk benim maaşımdan başlayın demiştir. Böyle bir vatanseverlik şu an kimde var?
Şu an Âkif zihniyetli bir milletvekilli bir kişilik olsaydı, sorarım size Ülkemizin durumu ne olurdu? Şu an Milletvekillerimizin maaşları 17,000 Tl. Aralarında Âkif düşünceli var mıdır, çok merak ediyorum...
Etiketler:
Âkif,
Mehmet Âkif Ersoy,
Mehmet Âkif'in Hayatı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)