blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ara 2009

2010 İndex Tasarımı (sade,karli,karli ve müzikli)

Uzun zamandır yapmak isteyipte vakit bulamadıgım indexi sonunda yaptım elimizden gelmiyor degil ama yapıpta dagıtmak için vakit bulamıyorum sonunda vakit ayırarak indexi yaptım neyse fazla uzatmadan indexe geçiyorum index 3 çeşittir "sade, karlı, karlı ve müzikli" isteyen istedigini kullanabilir Mutlu yıllar :)

SADE

Demo Görüntü için Tıklayın. | İndex'i İndirmek için Tıklayın.

KARLI

Demo Görüntü için Tıklayın. | İndex'i İndirmek için Tıklayın.

KARLI VE MÜZİKLİ

Demo Görüntü için Tıklayın. | İndex'i İndirmek için Tıklayın.

Not : Siteye giriş kısmına link vermek için indirdiginiz dosyanın içindeki "index.html" sağ tıklayıp "Not Defteri"nde açıp "Buraya link yazın" kısmına yönlendirme adresini yazınız..

16 Kas 2009

Kurban Bayramı İndex Tasarımı

Malum kurban bayramı yaklaştı bende dedim en iyisi bir index yapıyım ve ortaya böyle bir index çıktı hemen sizlerle paylaşmak istedim belki işinize yarayabilir.

Görünüm:
[Resim: kurbanindeks3.png]

Not : Siteye giriş kısmına link vermek için indirdiginiz dosyanın içindeki "index.html" sağ tıklayıp "Not Defteri"nde açıp "Buraya link yazın" kısmına yönlendirme adresini yazınız..

14 Kas 2009

2010 Yılbaşı index Tasarımı

Uzun zamandır index tasarımlarıyla ugraşıyorum ve her geçen gün dahada güzel birşeyler çıkıyor bügünde 2010 için bir index çalışması yaptım bu çalışmayı sizlerle paylaşıyorum belki ihtiyacı olanlar olabilir.

Görünüm:


Not : Siteye giriş kısmına link vermek için indirdiginiz dosyanın içindeki "index.html" sağ tıklayıp "Not Defteri"nde açıp "Buraya link yazın" kısmına yönlendirme adresini yazınız..

Uzun bir aradan sonra tekrar buradayım :)

Ewet arkadaşlar çok uzun bir zaman geçti okul iş tatil derken DüşünGeç'e hiç birşey yazamadım. Ama artık tekrardan sizlerle mutlu ve saygılı bir blog yazarlıgına devam edicem inşallah. Şuana kadar benim yazarlıgımı almadıgı için tabuhan'a çok teşekkur ediyorum. uzun lafın kısası tekrar sizlerleyim ve mutluyum :) vakit buldukca yazılarıma tam gaz devam edicem inşallah :)

7 Ağu 2009

En iyi 3 Magazin Blogger Teması

DüşünGeç'te şöyle yeni bir akım oluşturmak adına "En iyi 3" yazı serisini oluşturmaya karar verdim. Neden "3" sorusuna cevaben, en sevdiğim, en uğurlu rakamım ve en güvendiğim rakamdır 3 (üç), yani başka bir sebebi yok mu derseniz; müsakabalarda genelde hep ilk 3 önemlidir. Bu nedenle olsa gerek, En iyi 3 yazı serisine başlamış bulunuyorum.

İlk konumuz biz Blogspot neferlerina uygun olarak bir paylaşım yapmaktır tabiki. Öncelikli olarak Magazin temalarından başlayalım. En iyi 3 Magazin Blogger Temasını seçelim. Bunun için piyasaya en son çıkan Magazin temalarını inceleme altına aldım ve sonuç itibariyle En iyi 3 listesine girebilecek 3 temayı seçtim bile...

Sıralamak gerekirse:

1. The Latest Blogger Teması:

Blogger Teması
Demo | İndir


2. Magasin Tres Blogger Teması:

Blogger teması
Demo | İndir


3. Woodmag Blogger Teması:

Blogger teması
Demo | İndir


Evet. Konuyu az çok anladınız sanırım. Genel olarak internette ve blog hayatımızda işimize yarayacak şeylerin En iyi 3 listesini yapmaktır niyetim. Bu da güzel bir başlangıç oldu tabi...

Bir daha ki "En iyi 3" listesinde görüşmek üzre...

25 Tem 2009

Sosyal İmleme Sitelerinin Faydaları ve Kullanımı (Video)

Bildiğiniz gibi biz blogcuların en büyük sorunu ziyaretçi kitlesi oluşturmaktır. Blogumuzda paylaştığımız yazıların diğer insanlar tarafından da okunup takip edilmesini istemek en doğal hakkımızdır. Fakat bunun için çeşitli yolları kullanarak sürekli aktif olmamız gerekiyor. Bu yollardan biri Sosyal İmleme Siteleridir.

Açıklama yapmak gerekirse; Sosyal İmleme Siteleri, yazdığımız yada başka sitelerden bulduğumuz makaleleri paylaşabileceğimiz bir platformdur. Özellikle blogcular için büyük bir önem taşıyan bu tarz imleme siteleri sayesinde, dikkat çekebilir ve ziyaretçi kitlenizi yavaş yavaş yükseltebilirsiniz. Fakat yüzlerce takipçiniz olacak diye de bir garanti veremeyiz. Ama mantık olarak bakarsak; akmasada damlar deyimini uygulayabiliriz.

Türkçe içerikli bir blog yayını yapıyorsanız, ziyaretçi kitlesi oluşturmak biraz zaman alabiliyor. Bunun sebebi, sosyal imleme sitelerinin kullanımını istismar edenler çok sayıdadır. Hal böyle olunca da, yolladığımız yazılar tozlu arşivlere gömülüp gidiliyor. Ama bu işi iyi bir şekilde yapan yerli imleme siteleri de mevcut tabiki...

Eğer İngilizce içerikli bir blog yayını yapıyorsanız ve bu blog gerçekten insanların yararına olan makaleler içeriyorsa; ziyaretçi kitlesi oluşturmanız çok daha kolay ve zevklidir. Yabancı imleme siteleri, yurtdışı piyasasında oldukça popülerdir. Bunların başını Digg.com çekiyor tartışmasız bir şekilde...

Digg'de türkçe içerikli makalelerde paylaşabilirsiniz ama etkisini göreceğinizi sanmıyorum. Fakat yararlı ve güncel bir konuda hazırladığınız İngilizce bir makaleyi Digg vasıtasıyla paylaşıma sunarsanız geri dönüşümü maksimum derecesine çıkacaktır. Günlük bazda, binlerce tekil ziyaretçi çekebilirsiniz. Tabi bu sizin makalenizin kalitesine bağlı bir durumdur.

İngilizceniz yazma derecesinde orta sıralarda ve düzgün bir cümle kurabilecek kapasitesinde ise hiç durmadan ilk olarak bir ingilizce içerikli blog kurmalısınız. Göreceksiniz; kısa sürede çok iyi bir takipçi listesine sahip olacaksınız.

Şimdi imleme siteleri hakkında bilgisi olmayan yada yeni başlayan blogcular için temel bir imleme site kullanımı videosu hazırladım. Video'da bahsetmiş olduğum yerli imleme sitesinin adresi; Tusul.com



Video Sahibi (Anlatım): Tabuhan Özçelik

Video Süresi: 3:16 dakika

Video İçeriği: İmleme Sitelerinin faydası - Tusul.com'a Kayıt - Tusul.com'a Yazı Gönderme

3 Tem 2009

Mert Erkal ile Profesyonel Blogcu Kavramı

Öncelikle Mert Erkal kimdir sorusu ile başlamak istiyorum. Kendisini profesyonel blogcu olarak nitelendiren ve bu konuda kendini yeterince geliştirmiş ve tecrübe sahibi edinmiş birisidir. Blog için işini yada daha doğrusu hayat standartlarını değiştiren ve risk almayı seven birine benziyor :) Özgeçmişi hakkında detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Mert Erkal'ı nereden tanıyorum sorusuna geçelim. Aslında şahsen hiçbir tanışıklığımız yok. İlk önce Webrazzi'deki şu röportajı okuma fırsatı buldum. Blog yazarak nasıl para kazanılır? sorusunu cevaplandırmaya yönelik bir röportaj yapılmış ve kendisinin oluşturduğu MBA (Mert'in Blog Akademisi) hakkında genel bir sohbet ile bilgi edinilmiş...

Fakat gelen yorumlara baktığımda oldukça önyargılı ve ukala insanların varlığını bir kez daha görmüş oldum. Meğer ne çok şey biliyormuşuz blog ve seo adına... Şaştım kaldım gerçekten. Ama işin ilginç yanı bu kadar çok bilmiş insan varken neden kimse böyle bir projeye imza atmıyor? Ya da projeyi gerçekleştiren biri olunca neden destek çıkılmıyor? Sanırım yarası olan gocunur misali, herkes bencillik peşinde :)

Neyse, benim anlatmak istediğim bunlar değil zaten. Okuduğum bu negatif yorumlardan sonra Mert Erkal kimdir, ne iş yapar sorularını daha çok merak etmeye başladım. ProfesyonelBlogcu.com adresine giderek bir ön inceleme yapmak istedim. Yan menüdeki video çekti dikkatimi ilk önce... Baştan sonra dikkatle izledim. Blog adına yaptıkları yada yaşam öyküsü pek tetiklemedi beni. Fakat bir arayış içinde olmak ve sevdiğiniz bir işi yapmalısınız sözleriyle gerçekten gözlerimi açtı diyebilirim :)

Evet. Blog mecrasına girdim gireli, daima bu işte atılım yapmak ve insanlarla bildiğim şeyleri paylaşmak istedim. Ama bir türlü bu cesareti bulup istediğim seviyeye çıkamadım. Bu video'daki röportaj sayesinde her işte olduğu gibi Blog adınada risk alınması gerektiğini öğrendim.

Bu yüzden Mert Erkal'a teşekkür ediyorum.

Kendisiyle görüşüp yüzyüze uzun uzun muhabbet etmek isterdim :) Çünkü düşünceleri ve bu iş için verdiği emekler beni gerçekten etkiledi.

Video'yu sizlerle de paylaşmak isterim. Belki içinizde Blog işini profesyonelliğe çıkarmak isteyenler için gerçekten yol gösterici bir kaynak olabilir.



Ayrıca Mert Erkal'ın kendi Blogunda (Profesyonel Blogcu) paylaştığı birçok öğretici ve yol gösterici makaleler mevcuttur.

İyi Bloglamalar.

20 Haz 2009

Blog ve Siteleri Hızlı İndexletmek

R10.net gibi büyük bir webmaster forumunda bile hala bu tür başlıklar ve uzun uzun yöntemleri anlatılması, backlink konusunda ne kadar bilgisiz olduğumuzu gösteriyor. Ben size sadece 1 saatten az bir sürede indexlenmenin yolunu anlatıcam...

Öncelikle malzemeleri sayalım;

- Bir adet Domain (Alan adı) yada ücretsiz açtığınız bir blog adresi,

- Meta Tag'lar,

- Özgün İçerik ,

- Site Haritası

- Backlink.

İşte bu kadar. Şimdi gelelim bu tarifin hazırlanışına; Öncelikle sitemizin şablon ayarlarından Meta Tag ayarlarımızı yapıyoruz. Önemli olan meta'ları aşağıdaki gibi listeliyorum.

< meta content="Blogunuzun İçerik Açıklaması" name="description"/>
< meta content='Anahtar Kelimeleriniz' name='keywords'/>
< meta content='index, follow' name='robots'/>
< meta content='archive, follow' name='robots'/>
< meta content='index, follow' name='googlebot'/>

Not: yukarıdaki meta tag'ları illa kullanacaksınız diye birşey söz konusu değil. Fakat her blog açışımda bu tagları eklemeden diğer işlemlere geçmiyorum, bilginize ;)

Bu işlem bittikten sonra yapmamız gereken ilk iş 3 yada 4 adet özgün ve 100 - 150 kelime arası makale üretmek. Daha sonra da Google'a sitenizi ekleyip birde Sitemap (Site haritası) yollamanız yeterlidir. Site Haritası yollamak için şuradaki yazımı inceleyebilirsiniz.

Son olarak ise güncel bir siteden backlink almanız gerekiyor. Bunu link takas yoluyla, rica ederek yada paranıza kıyıp sağlam bir siteden backlink satın alarak yapabilirsiniz.

Sonuç: 1 Saate kalmadan siteniz infosunu alır ve belki sayfalarınız çoktan indexlenmiş olur. Ben her blog açışımda bu sıralamayı yapıp, linki ise buraya yani DüşünGeç'e ekliyorum. Elime ise 1-2 saat içinde Google'da alt sayfalarıyla birlikte yerini almış olan bir blog geçiyor :)

19 Haz 2009

Blog Yazarıyız Ama Özgür müyüz ?

Blog Yazarları genelde istediğini istediği şekilde yazabilen kişiler olarak öngörülüyor değil mi? Aslına bakarsanız olması gereken de budur.

Fakat başta İran ve Çin olmak üzere birçok ülkede blogculuk artık bir tehdit olarak da görülebiliyor devlet için :) Her ne kadar özgür bir platformda olsa blog tutmak kimi zaman suç işlemek anlamına geliyor. Düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz ama kim ne der korkusuyla bunları içimizde bastırıyoruz. Bir ünlü hakkındaki yorumlarımızda kişi hakkına zarar verdiğimiz için yargılanabiliyor yada konu siyaset olunca mahkemelik bile olabiliyoruz.

Blogger lig tv yayını veren bloglar yüzünden mahkemelik olmuş ve bir süre erişim yasağı konulmuştu. Bunun haberini yapan birçok büyük televizyon kanalı, konu hakkında bilgi verirken blog tabiri için kullandıkları cümle şu oluyor; "İnsanların düşüncelerini paylaşabildikleri bir ortam" İyi güzel söylüyorsunuz da, bunlar ne tür düşünceler ? Ben size söyleyeyim, kısıtlı düşünceler :)

Nasıl ki futbolun beşiği İngiltere, Blogculuğunda beşiği Amerika'dır. Buradaki blog yazarları çok ciddi takipçi sayıları ve gelirleri dışında, düşüncelerini özgürce savunabilen yazarlar olarak çıkıyorlar karşımıza...

Bunun sebebi de, ya devlet politikasından kaynaklanıyor yada birey haklarından...

Tabuhan Özçelik

16 Haz 2009

Blog Kürede Mim Çılgınlıgı

Haberturk.com'un şuradaki yazısında "Bloglarda Beyin Fırtınası Dönemi" diye başlık atılıp ve konu olarak da Blog kürede ki mim dönencesini ele aldığını görebiliyoruz. Mim hakkında detaylı bir makaleden oluşan bu yazıda, mim'in bloglara kazandırdıkları konusunda bir analiz yapılmış.

Öncelikle "mim" nedir bunu açıklayalım. Bir blog yazarının kafasındaki düşünceleri yazıya dökmesi ve bu düşüncelerin başka insanlar için nasıl olduğunu merak etmekle bağdaştırılabilir. Fazla detaya girmeden asıl konuya değinmek istiyorum, fakat yine de merak edenler olursa parantez içindeki linkten DüşünGeç'te paylaşılan mim'leri inceleyebilirsiniz. (Mim)

Peki mim konusunu kavradığımıza göre, bloglar için yararlarını açıklamaya geçebiliriz. Bir blog yazarı ne için yazar? Diye bir soru sormak yeterlidir aslında... Herzaman okuyucu kitlesi oluşturma amaçlıdır blog yazmak. Bunun için çeşitli yöntemler mevcuttur fakat blog yazarları arası bir sinerji yaratmak için en ideal çözüm Mim oluşturmaktır. Hazırladığınız yazının sonuna eklediğiniz blog adresleri ile tanıdığınız yada tanımadığınız birçok kişiyi mimleyebilirsiniz. Bu size blogcular arası sağlam bir iletişim kaynağı ve sesinizi duyurmak için önemli bir araçtır.

Fakat burada önemli bir husus daha vardır. Mim'in içeriği ne kadar gerçekçi ve orjinal olursa, pasladığınız kişilerde okadar hızlı bir şekilde cevap verir. Bu sayede pası alan diğer blog sahibi, yazısında sizin blogunuza verdiği link ile ziyaretçi sayınız ve bilinirliğiniz artacaktır.

Bol Mim'li günler...

15 Haz 2009

Vizyonumuzu Degistiriyoruz !


2009 yılına girdiğimizden beri büyük bir hızla gelişen Blog mecrasında yerimizi korumak ve yükseltmek için yapmamız gereken birçok girişim vardı. Fakat hernedense Blog çizgimizi yükseltmek yerine daha aşağılara çekmeye başlamışız...

Yani en azından ben böyle hissediyorum. Bunun sebebini dürüstçe açıklamak isterim, zaten daima da dürüstlükten yanayım. Öyle "birçok blogcunun yaptığı gibi" bir cümleyle başlamak istemiyorum söze. Kendi suçuma yandaş arıyor gibi gözükmek istemem çünkü...

DüşünGeç'i kurduğumdan beri yazdığım her 5 yazıdan en az 3'ü Google'a oynayan bir içerikten oluşuyordu. Tamam güzelde ziyaretçi geliyordu ve bu ister istemez daha fazla içerik girme isteği uyandırdı bende. Bunu zaten inkar edemem...

Fakat bunun sebebini, orda burda ünlü blog yazarı olarak anılan kişilerin kendi makalelerinde yazdıkları "Ziyaretçi Çekme Yöntemleri" yada "Blogunuzu Popülerleştirin" gibi paylaşımlarına bağlıyorum. Çünkü her yazının temelinde Google'a oynayan bir yapı sergileniyordu. Günceli takip etmek bir blog yazarının yapması gereken ilk iştir. Fakat günceli takip ederken sanırım fazlasıyla detaya girdim :) Yok onun albümü, yok bunun filmi, yok şunun klibi derken Google'dan çok iyi ziyaretçi çektim.

Bir Bloga ziyaretçi gelmesi, o blog sahibi için inanılmaz haz verici duyguları barındırır içten içe :) Bloguma gelsinler, beni takip etsinler, yazılarıma yorum yapsınlar, reklamlarıma tıklasın vs. vs. tarzda düşünceler geçer aklınızdan...

Tamam para kazanmak isteyenler için çok güzel bir fırsat oluyor bu tarz Google'a oynayan içerikler. Ama ben bu hırsa kapıldığım sıralarda tek bir reklam (ReklamStore, Adsense vs.) programı bile yoktu blogumda ve işin ilginci neden ve niçin yazdığımıda bilmiyordum. Fakat şimdi anlıyorum herşeyi, bunu yapmamın tek sebebi şöhret olma kaygısıymış :)

Tahminen 5-6 yıllık bir internet kullanım geçmişim var. Bu süre içerisinde gerek Forum sitelerinde gerekse de çeşitli program sitelerinden birçok bilgiler edindim. Blogcu olmaya ise 2 yıl önce başladım ve bu bilgi birikimlerimi kullanmak yerine işte bu tarz Google'a oynayan içeriklere harcadım. Ama gördüm ki, Google'dan gelen ziyaretçilerin %85'i vasıfsız, yani Blog kültüründen habersiz olan sıradan kullanıcılarmış...

E bizim amacımız bu değildi ki. Okunan ve takip edilen bir Blog yaratmaktı. Ama böyle dönemsel ziyaretçiler ile bir yere varılmayacağını daha yeni kavradım. Aslında bizi takip eden blogcu sayısı Allah'a şükür şuan için tatmin edici. Lakin sanırım onlarda bu tarz konulardan sıkılmış olacak ki, yorum bile yapmaz oldular :)

İşte bu noktada geçmişe bir sünger çekmeye karar verdim. Bundan sonra hedefim insanlara bildiklerimi yararlı bir biçimde aktarmak ve hiç yapmadığım birşey olan blogcular arası iletişimlerimi artırmak olacaktır.

Tabuhan Özçelik

12 Haz 2009

Blog Yazmak Bize Ne Kazandırır ?

Bu soruyu kendinize hiç sordunuz mu ? Yada sorup sağlıklı bir cevap alabildiniz mi ?

Türkiye'de 2005 yılında popülerleşmeye başlayan Blog macerasında her geçen gün yeni birşeyler oluyor. Blog kavramını bilen de bilmeyen de Blog kurmaya başladı. Ama merak ettiğim şey şu; Blog tutmakla hayatımıza ne gibi renkler geldi yada hayatımızdan neler gitti ?

Şahsen benim hayatımda Blog tutmanın yeri; çevremde gelişen olay ve haberlere karşı tepkisiz kalmama yada sessiz kalmama gücü verdi. Kendisini konuşarak ifade edebilen bir toplum olmadığımız için yazarak birşeyleri paylaşmak daha mantıklı geliyor.

Küçüklüğümden beri adam gibi okuduğum kitapların sayısı 3 yada 4'ü geçmez. Fakat Türkçe'yi kullanma biçimi ve imla kurallarını uygulama şekli konusunda iddialıyımdır. Bunun sebebi aldığım okul eğitimi değil, Blog tutmanın bana kazandırdığı ek özelliklerdir. Her nekadar ortalarda Blog Yazarı sıfatıyla gezinen imla kurallarından yoksun ve türkçeyi katleden bir biçimde Blog tutan arkadaşlarda mevcut. Fakat onlara laf söyleme gibi bir hakkımız yok. Çünkü onlarında kendini ifade etme özgürlüğü var ve belki de bu şekilde kendilerini ifade edebiliyorlar. Kim bilir...

Peki sizin için Blog tutmanın hayatınızdaki yeri ve kazandırdıkları ?

2 Haz 2009

Turkblog - Türk Blog Rehberi

Dünyada oldukça yaygınlaşan blog sistemleri ülkemizde de yaygınlaşmaya başladı. Çok fazla teknik bilgi gerektirmeyen bloglar sayesinde insanlar istedikleri konuda kronolojik bir düzende istedikleri konularda yazılar yazabiliyorlar. Genelde tek kişi tarafından kurulan ve güncellenen bloglar, fotoğrafçılıktan yemek tariflerine, teknolojiden kişisel hobilere birçok alanda olabiliyor.

Siz de blogları sadece takip etmekle kalmayıp kendinize blog oluşturdunuz diyelim. Özenle kurduğunuz blogunuzu hergün güncellediniz. Peki tanıtımını nasıl yapacaksınız? Blogunuzu daha fazla okuyucuya nasıl ulaştıracaksınız? Tam bu noktada Turk Blog Rehberi yardımınıza yetişiyor. Ücretsiz açacağınız bir hesapla istediğiniz kadar blog ekleyebilirsiniz. Bir blog tanıtım ve dizini olmasının yanında, Turk Blog aynı zamanda bir blogcular topluluğudur. Siteye üye olduktan sonra, sizin gibi blogcu olan kişilerle kolayca iletişim kurabilir, hangi sosyal paylaşım sitelerinde olduğuna, favori bloglarına bakabilirsiniz.

30 May 2009

Blogger Arama Kutusu Eklentisi

Kaç gündür aklımda olan bu yeni eklentinin incelemesini fırsat bulupta bir türlü yapamadım. Kısmet bugüneymiş artık...


Biliyorsunuz ki, çeşitli blogger temalarında arama kutuları mevcut fakat genelde istenen verimi sağlayamıyor. İşte bu eksiğini kapatma adına yapılan çalışma da, Blogger karşımıza "blogsearch.google.com" altyapısıyla yeni bir arama kutusu ile çıkıyor.

Eklenti de sunulan özelliklere göre arama kutunuzu Web'de arama, Verilen Bağlantıları, Blog içi arama gibi sınırlar koyabilirsiniz.

Örneğin birisi blogunuzda arama kutusunu kullanarak herhangi bir kelime arattığında, tıpkı Google mantığı ile blogunuzdaki başlıklara göre sonuçlar çıkarıyor.



Yukarıdaki resimde görüldüğü üzere, sonuçlar yazı giriş bölümünün en üstünde yer alıyor. Blogda mevcut olan başlık sayısına göre 1-2-3 gibi numaralandırma ile gezinti kolaylaşıyor.


Bu eklentiyi kullanmak için aşağıdaki adımları uygulayın:

Blogger Kontrol Paneli > Yerleşim > Sayfa Öğeleri > Gadget Ekle > Arama Kutusu

Kolay Gelsin.

28 May 2009

2009 Mayıs Google Pagerank Güncellemesi

PR Güncellemesi olmuşta haberimiz yokmuş bre şaşkın..

Zaten 1 haftadır doğru düzgün internete giremiyorum. Avusturya'dan gelen aile dostlarımız ile vakit geçirdiğim için sanal alemi boşlayıp gece alemine akıyorum :) Yok yok, okadar da değil. Orada burada gezmekten evde oturmaya pek fırsat bulamıyorum işte. En son sahilde yaptığımız minyatür kale maçta sakatlanıp eve hapsolunca aklım başına geldi. Bir bakayım dedim internette neler değişmiş (Ki bu aralar takip edebilmek imkansız, çok hızlı gelişiyor meret)...

Birde baktım ki, Pagerank Güncellemesi olmuş. Yok dedim, daha yolu var onun... Google dalga geçiyordur falan filan derken; DüşünGeç'in değer kazandığını farkettim. Hayırlısıyla PR 4 değerine ulaşmışız. Ne zorluklar ne badireler atlattık ya :) Sonunda birşeylerin ucundan tutuyoruz sanırım...

Neyse efendim, bizi takip eden yada etmeyen herkesin Pagerank değerini merak ediyorum. Bu yüzden başlık altından bol PR'li mesajlarınızı bekliyorum. Hayırlı uğurlu olsun inşallah :)

Pagerank değerinizi Buradan ölçebilirsiniz.

13 May 2009

Özgün içerik Neden Önemli ?

Başkası olma Özgün ol, böyle çok daha güzelsin ! Ya gel bana sahici sahici, ya da Sandbox'a gidersin :)

Geçen yazımda Google'ın gözünde c/p yöntemi hakkında fikirlerimi anlatmıştım. (Bkz: Google'ın Gözünde Kopyala/Yapıştır) Bu sefer de özgün içerik hakkında fikir beyanında bulunayım. Tabi bunu da yine soru/cevap şeklinde yapmak istiyorum...

1. Özgün İçerik Nedir ?

İlk paragraftaki Tarkan şarkısının remix versiyonunda çok güzel özetledim aslında durumu... Özgün içerik, başkasında olmayan ve kendi türettiğimiz içeriklerdir. Mesela şuan bu makaleyi yazmam bir özgün içeriktir.

2. Özgün İçerik Neden Gerekli ?

Şöyle düşünün; bir blog kurdunuz ve günceli takip eden genel içeriğe sahipsiniz. Fakat günceli takip ederken sadece kendi fikirlerinizi ortaya koyarak yazılar oluşturuyorsunuz. Bu da sizi diğer bloglardan ayıran en temel özellik oluyor. Bir nevi bu özellik sizin blogunuzun yapıtaşını oluşturuyor.

3. Özgün İçerik ve Ziyaretçi İlişkisi ?

Örneğin gündem de olan bir haber hakkında blogunuza yazı eklemek istiyorsunuz. Fakat bunu c/p (Önceki yazımda belirtmiştim) yöntemi ile yapıyorsunuz. Şimdi diyelim ki ziyaretçiler gelmeye başladı. Buraya kadar herşey olması gerektiği gibi ve gayet güzel. Ama sorun şurda; blogunuzdaki bu yazıya ulaşan ziyaretçi aynı konuya muhtemelen birkaç siteye daha baktıktan sonra giriş yapmıştır. Ortaya çıkan sonuçta diğer sitelerdeki gibi bir yazıyı görünce, okuma zahmetine bile girmeyen vasıfsız kitleniz oluşuyor.

İşte bunun yerine aynı konuyu kendi dilinizle (Klavye diyelim) yazıya dökseniz ne değişir ? Öncelikle o yazınıza ulaşan bir ziyaretçi, diğer sitelerden farklı bir yazı gördüğü zaman daha tatmin olur. Bu site diğer sitelerden farklı diye düşünür. Bu da size vasıflı kitle sağlar. Tabi burada en büyük mesele yazdığınız yazının etkileme özelliğidir. Bu konuda bir makale daha oluşturacağım, şimdilik benden bu kadar ;)

Özgün içerikli günler dilerim...

12 May 2009

Google'ın Gözünde Kopyala/Yapıstır

Bizi takip edenler arasında muhakkak C/P (Copy/Paste) yöntemini benimsemiş ve blogculuktan uzaklaşmış olan okuyucular veya tanıdıkları bazı blogcular vardır. Şimdi bu konuda biraz beyin jimnastiği yapalım ve işin köküne inelim..

1. Kopyala/Yapıştır (Copy/Paste) Tekniği Nedir ?

Temel olarak sanal bünye de, Haber sitelerinden (Genelde) çeşitli haber makalelerini klavyemizin CTRL+C/CTRL+V Kombinasyonu ile kendi sitemize aktarım yaptığımız bir sistemdir. Çok teknik oldu diyorsanız; Başka sitelerdeki haberlerin/yazıların CTRL+C ile kopyalanıp, kendi sitemize CTRL+V ile yapıştırıp Post (Yazı) olarak giriş yapmamızdır.

2. Niçin Kopyala/Yapıştır Yapılır ?

Aslında gerektiğinde uygulanması gereken bir yöntemdir. Fakat bunu bir ekmek teknesi haline getirmek yanlış bir düşünce olur. Örneğin; güzel bir araştırma ile makale hazırlamak istiyorsunuz fakat teknik bilginiz bir yere kadar yetiyor. Bu durumda makalenize uygun bir kaynaktan daha detaylı bir bilgi ekliyorsunuz ve makaleniz daha bilgi dolu oluyor. İşte bu yapılan doğru bir yaklaşımdır. Fakat aklınızdaki bir konuyu makaleye çevirmek isteyipte, o konuyla alakalı bir kaynaktan alınan yazıyı paylaşmanız ve hiçbir ek bilgi yani kendi bilginizi yazıya yansıtmadan paylaşım yapmanız yanlış bir yaklaşımdır. Unutmayın ki, bir konu hakkında bilginiz olmayıp bunu paylaşmanız ne size ne de okuyucularınıza hiçbir fayda sağlayamaz. Son olarak final sorumuza geçelim...

3. Google'ın Gözünde Kopyala/Yapıştır Nedir ?

Sorunun cevabını şöyle düşünürsek işimiz kolaylaşıcaktır; Google'ı bir robot gibi değil insan gibi düşünün! Bir arama yapıldığında çıkan sonuçlarda 30-40 gibi bir sitede aynı makaleyi görmek günümüzde artık alışılagelmiş bir hadise. Bu makaleyi C/P ile sitenize koyduğunuzu düşünelim; Google'ın gözünde siz nesiniz şimdi ? Hırsız desek değil, Bedavacı desek yine değil. Siz interneti istismar eden kötü bir kullanıcısınız. Aynı bilgileri defalarca yineleyerek kendi sitenizi bir çöp haline getirmekle kalmayıp, interneti de çöp yığını haline getiren bir vurdumduymaz görevindesiniz. Benim yaptığım ile çöp haline gelmez demeyin, günümüzde haber sitelerinden otomatik olarak yazı çekilmesi için botlar üretiliyor. Sonuç olarak ise ortaya farklı bilgi ve düşüncelere ulaşamayan, tek bir yazıyı onlarca sitede gören kullanıcılar çıkıyor...

Bu makalede ki fikir ve düşünceler tamamiyle bana ait olup, doğruluğu göreceli bir yaklaşımdır.

Özgün içerikli günler dilerim herkese...

8 May 2009

2009 BÖ! Anket Sonuçları

2009 Blog Ödülleri yarışması hakkında takipçilerimizin fikirlerini öğrenmek için başlattığım 1 haftalık "2009 Blog Ödülleri Yarışması ?" anketin sonuçları bugün itibariyle sona ermiş bulunmaktadır.

Öncelikle ankete katılan blogculara teşekkürlerimi sunuyorum. Sonucun ise beni haklı çıkaran bir şekilde bitmesinden ötürü de mutluluk duyuyorum. En azından yarışmanın eksikliklerinden bahsettiğimde, bu düşüncelerin sadece kendi kafamdan uydurmadığımı gösteriyor. Umarım seneye gerçekleştirilecek yada gerçekleştirirlerse, yarışmanın kurallarının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini anlamış olurlar..

Anket Sonuçları:

1. Bu sene berbattı diyebilirim.! - %33

2. Elini sallayan yarışmaya katılmasaydı iyi olurdu. - %30

3. Geçen seneden daha iyidi. - %6

4. a) Dereceye giren bloglardan hiç memnun kalmadım. - %5
b) Gerçekten muhteşem bir yarışmaydı. BÖ! ekibini tebrik ederim. - %5

5. Dereceye giren bloglar hakederek kazandı. - %3

Toplam katılım - 53 kişi..

Dediğim gibi sonuçlar beklediğim gibi çıktı fakat amacım 2. gelen yani "Elini sallayan yarışmaya katılmasaydı iyi olurdu." şıkkının tercih edilmesiydi.

Oy verenlere tekrar teşekkür ederim.

1 May 2009

Blog Ödüllerinde Basarılı Olmanın Sırları

2009 Blog Ödülleri yarışmasına katılmak ile iyi bir tecrübe edindim. Bu tecrübe Türkiye'de blog kültürünün ne derece bilindiği ve nasıl göründüğü ile ilgiliydi.

Şimdi sizlere BÖ!'de derece almak için yapılması ŞART olan birkaç ipucu vereceğim:

1. Öncelikle msn'den (Mesene değil emesen) çevrim içi olan bütün dostlarımız ile yakın bir diyaloga girip ve hoş sohbet kurup ardından BÖ!'deki linkimize oy vermeleri için aşırı derece duygusal bir baskı kurmak. Çevrim Dışı olanlara ise E-posta yolu ile gerekli açıklamayı yapıp Forward ettirmek.

2. Friend Feed ve Twitter'da (İkisinde de hala aktifliğimi kuramasamda) hoşbeş sohbetler ile arkadaş kazanmak ve yine bu arkadaşlar sayesinde kendimize seçmen platformu oluşturmak.

3. Oylama sürecinin başlangıcından itibaren hiç usanmadan günde minimum 10 - 15 blog'a iletişimden; "Blogunuza hayran kaldım, artık takip listemdesiniz. Bu arada BÖ'e katıldım, oyunuzu şu kategoride şu blog'a verirseniz memnun olurum." Gibisinden mesaj kasmak.

4. Tekrar iletişim bölümünden başka bir taktik olarak; "Merhaba, BÖ'ye katıldım ve oy kazanmak için şöyle bir proje düşündüm. Sizin blogunuzdaki 10-15 yazıya güzel yorumlar atayım, sizde karşılığında bana oy verin." (Bak bu iyi taktikmiş)

5. Kategorinizdeki önde olan bloglara, aynı İP'den defalarca üyelik açarak oy vermek ve bu sayede o blogu yarışmadan diskalifye ettirip yolunuza emin adımlarla devam etmekte düşünülmesi gereken bir yöntem.

Şimdi siz diyeceksiniz ki; "Yok abi abartıyorsun okadar olmaz.."
Bende diyorum ki, her kategoriye yeni açılmış yada blog tutmakla alakası olmayan siteleri sisteme dahil ederlerse yapılan bu yöntemler ile dereceye girmek kaçınılmaz olur.

Son olarak dereceye giren blogların açıklandığı sayfada, bu eksiklikler ile ilgili bir yorum yaptım. Ama sevgili BÖ! ekibi bu yorumumdan rahatsız olacak ki, yayınlamayı uygun görmemişler. Demek sadece yıkama yağlama yorumları kabul ediliyor sayfaya..

Lafım dereceye giren bloglara değil, o blogları yarışmaya sokanlaradır. Neyse ki, içlerinden 3-4 blogu hakederek kazandığına inanıyorum. Özellikle de dostum Serkan Özçalık'ın blogu Türkiye ve Hayata Dair'in Haber - Gündem kategorisinde derece alması beni sevindirdi.

23 Nis 2009

Blog Ödülleri ve Özelestirim !

Blog Ödülleri (BÖ!) hakkında birşeyler karalamam farz oldu artık. Niye diye sorucak olursanız aşağıdaki paragraflar size yardımcı olacaktır..

Şimdi öncelikle amacım kimsenin hakkında kötü konuşmak yada rencide etmek değil. Aksine yarışmanın eksikliklerini belirtip mantıklı bir açıklamaya ulaşmaktır..

Peki Nerede Bu Mantıksızlık ?

2008 Blog Ödüllerine katılmak için belli başlı kurallar vardı. Özellikle de bir blogun yarışmaya katılabilmesi için min. 6 aylık bir blog arşivi olması gerekiyordu.

2009 Blog Ödüllerine katılmak için ise hiçbir "EMEK" harcamanız gerekmiyor. Yani tek bir yazıyla bile yarışmada yerinizi alabilirsiniz.

Ee Ne Var Bunda ?

Çok şey. Öncelikle 2008 ile 2009 arasında bir çifte standart oluşturuldu. Dünkü bloglar ile geniş arşivli bloglar aynı kefeye konuldu.

Peki Zararı Ne Bunun ?

Şöyle açıklamak istiyorum; yarışmanın esasında sistem, kategorilere ayrılmış olan blogların tek tek incelenmesi ve aralarındaki kalite farkının Oy'a dönüştürülmesidir. Buraya kadar herşey güzel fakat her kategoride 50 küsür blog olursa, insanlar nasıl kaliteli blog bulabilir ki.. Millet yatıp kalkıp bugünü beklemiyordu herhalde, kimsenin saatlerce tek bir kategoride blog didiklemesini bekleyemezsiniz. Hal böyle olunca da tanıdığa oy vermek daha mâkul gözüküyor..

Topluluk Blogları Kategorisi..

Yarışmaya katıldığım kategoriden örnek vermek en doğrusu olur sanırım. Zira yukarıdaki belirttiğim sebepten ötürü diğer kategorileri incelemedim bile..
Topluluk Blogları kategorisini yazıyı hazırlamaya karar vermeden 1 saat önce detaylı inceledim. Ve gördüklerim karşısında şaşırdım :) Şuan için 45 adet blog mevcut ve inceleme sonucunda bunlardan en az 8-9 tanesinin Topluluk blogu olmadığını keşfettim. Bu kategoriye nasıl dahil olmuşlar çok merak ettim gerçekten. He birde işin ilginci Site İmleme sitesi (Baya bildiğiniz imleme sitesi, Tusul tarzı) Topluluk Blogu olarak kategoride yerini almış.. Çok ironik bir durum değil mi ?

Ee kategoriler bu kadar gereksiz ve yeni bloglar ile dolup taşarsa ne olur ? FriendFeed, Twitter vb. online paylaşım sitelerinde birbiriyle muhabbet eden insanlar arasında "Bak bu benim linkim, oyunu bana verirsen sevinirim" tarzı mesajlar mevzubahis olur. E bu kadar çok blog arasında kaybolmak istemeyen bir seçmende tavsiye edilen linkten oyunu yapıştırıverir..

Neyse efendim, yazının başında da belirtmiştim; kimseyi kötülemek için anlatmıyorum bunları.. Sadece durumu özetleyen bir makale olsun istedim. Herkes kendini iyi biliyor..

Yarışmayla ilgili bir tavsiye vermek gerekirse; bütün blogların sisteme kabul edilip yarıştırılması yerine, daha önceden belirlenmiş ve güvenilir kişilerden oluşan bir jüri hazırlanıp, kategorilere yerleştirilmek üzere güzel bir ön eleme yapılabilirdi.