ordan burdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ordan burdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Tem 2010

Firefox Sage Eklentisi Nasıl Kullanılır - Video Anlatım

Ücretsiz bir eklenti olan Sage kullanımı kolay bir Firefox eklentisidir ve açık kod tarayıcının standart olarak sunduğu özelliklerden daha fazlasını sunar.



Sage programı tarayıcıdan "Alt + S" tuş kombinasyonlarıyla çağrılabilir. Böylece daha önce hazırlanmış RSS haberlerini net bir şekilde görebilirsiniz. Haber başlıklarının yanında, ücretsiz Sage ile istenildiği takdirde bütün haberi de dörebilirsiniz. Görünüm seçenekleri de mevcuttur.

22 Kas 2009

Gerçek Uzaylı (UFO) Videoları - UFO Arşivi

ufo videoları

Son zamanlarda gündemden iyice düşen UFO haberleri sebebiyle pek çok kişi, uzaylılara olan inancını kaybetmek üzere :) Bunu canlandırmak için geçmişte kayda alınan ufo videolarını arşiv niteliğinde paylaşalım dedik.

Yalnız baştan belirteyim; videolar Youtube'dan alınmıştır. Bu yüzden DNS ayarlarınızı yapıp ondan sonra izleyebilirsiniz.

İlk videomuzda, yabancı bir arkadaş gece karanlığında tuhaf bir ışık süzmesi görüyor ve bunu hemen kayda alıyor. Işığın sürekli seyir halinde olması ve çok parlak olması ilk dikkat çeken noktalar...



İkinci videomuzu gururla sunarız :) Çünkü %100 yerli malı bir çekim ile karşı karşıyayız. Dünya gündemine bomba gibi düşmüş olan Kumburgaz UFO videosu, şuana dek kayda alınmış olan en gerçekçi UFO videosu olma özelliğine sahip. Yani pek çok araştırmacı kuruluş, videodaki cismin bilinen hiçbir şeye benzemediğini belirtti. Bu demek oluyor ki, karşımızda dünyanın en gerçek ve en uzun çekilmiş olan UFO videosu duruyor. Bununla ilgili bir paylaşımı daha önce yapmıştım (İstanbul'da çekilen ufo videoları), fakat bu sefer 2 partlık uzun bir video paylaşıyorum.

Kumburgaz UFO 1. Part:



Kumburgaz UFO 2. Part:



Sonuncu videomuzda da, iddialara göre yeryüzüne düşen, kaza yapan uzay gemilerinden çıkarılan uzaylıların otopsi ve çeşitli görüntülerinden oluşan bir slay şov sergileniyor.

10 Kas 2009

Ölü Duygular


Kapı kapandı. Betül rahatlayarak kahve fincanından büyük bir yudum aldı. Kahvenin sıcaklığı vücudunda yayılırken içindeki tüm enerjisinin uyandığını hissetti. O işe gitti, giderken ona hoşça kal derken o sadece üzgün bir bakışla karşılık verdi. Aslında daha içten bir hoşça kal bekliyordu ama Betül içindeki bu duygu bariyerine karşı bir şey yapamadı. Düşünceli bir şekilde mutfak masasında oturdu. Evli çiftlerin zamanla yollarını ayırdıkları, farklı yaşadıkları normal değimliydi yani? Kız arkadaşlarında ve komşularında bunu gözlemlemiş ama yinede herkesin bu durumla başa çıktığını da görmüştü. Neden o da yapamıyordu? Neden sürekli farklı şeylerin ve daha çok mutluluğun peşindeydi? Neden hayatının iyi tarafını görüp kabullenemiyordu? Her gün kendine tekrar tekrar sorduğu bu sorulara asla bir cevap bulamıyordu. Severek evlenmiş ti, burası kesin! Daha genç kızlığında bile ilerideki eşinin nasıl birisi olması gerektiğini biliyordu ve evliliğinin ömür boyu sürmesi gerektiğini de. Hedefi buydu. Peki, bu hedefi gerçekçi değil miydi?

Harika bir erkekle evlenmiş ti, herkes onu kıskanıyor ve ona sürekli ne kadar şanslı olduğunu söylüyordu. Oktay sadık, güvenilir, çalışkan ve sevecen bir erkek ti. Peki, buna niçin sevinemiyordu?

Betül iç çekerek kahve fincanını lavoba'ya bıraktı. Kirli çamaşırları makineye atarken çocuklara akşam için ne pişireceğini düşündü. Betül’ün tanıdığı bazı kadınlar vardı ki, onlar akşam saat kaç olursa olsun kocasına yemek pişirmek zorundaydılar. O bu konuda çok şanslıydı çünkü Oktay akşamları eve geldiğinde yemek aramaz, bir dilim ekmeğe bile razı olurdu. Aslında eşi her zaman kanaatkâr’dı, fazla beklentileri olmaz'dı. Peki, ama o zaman Betül neden sanki onun kendisinden çok fazla şeyler istediğini hissediyordu? Eşine göre o işini yapsın yeterdi daha fazlasını istemez di. Evi derleyip toparlasın, kendisine ve çocuklara baksın ve kimseye muhtaç olmadığı için şükretsin. Tıpkı bir makine gibi “çalışsın” ama “hata” vermesin “bozulmasın“ . Betül “seni terk etmek istiyorum” diyerek onu bu uykudan uyandırdı, şimdi onun için savaşıyordu ama yinede… Betül onu hala seviyordu bundan emin di ama bir zamanlar olduğu gibi aşkla tutkuyla değil de bir kardeş bir arkadaş gibi. Peki, ama duyguları nereye kaybolmuştu?

Betül çamaşırları ütülemeye başladı. Ev hanımı olmayı her zaman sevmişti. Çocuklar büyüyüp kendilerine bakacak duruma gelince haftada sadece birkaç gün için bile olsa tekrar iş hayatına atılmıştı. Bu çalışma hayatı ona iyi gelmişti, haftada birkaç gün başka insanlar görmek başka şeyler yapmak onu senelerce yaşadığı rutin hayatın dışına çıkarmıştı.

Oktay da buna rıza göstermişti ki o zaten ona karşı her zaman sabırlı olmuştu, ama yine de hem sabırlı hem de değil gibiydi. Oktay onun hasta olduğunu düşünüyordu, bir orta yaş krizi gibi. Betül’ün iyileşip tekrar eskisi gibi olacağı günü bekliyordu, biraz asosyal, aileye dönük ve “kullanımı” kolay. Fakat bildiği birkaç şeyin içinde emin olduğu bir tek şey vardı o da asla bir daha aynı kişi olmayacağı, eskisi gibi “işlemek” istemiyordu, olamazdı da çünkü içinde bazı şeyler değişmişti. Yıllarca bastırdığı birçok duygu açığa çıkmıştı. Öğrendiği bir şey daha vardı o da duyguların bastırılmaya karşı çıktığı idi. Ve ölmüş olan duyguların tekrar canlanmadığının da farkına varmıştı. Tek bilmediği bundan sonra ne olacaktı. Betül ütüyü fişten çekip, cüzdanını alarak alışverişe çıktı…

24 Eki 2009

Yetişkin olmak ne demektir?

Where will we be when the summer's gone...?

Doğruyu söylemek gerekirse bilmiyorum. Derler ki yaz mevsimi her şeyi değiştirirmiş. Çünkü yaz mevsimi tecrübe edinmek ve bu edindiğin tecrübeleri değiştirmek içindir.

Gerçi ben kendimi değiştirmek istiyormuyum buna pek emin değilim. Hayatımdan her zaman memnun olmasam da, sanırım değişmekten çok korkuyorum Bazen bir daire içine hapsedilmiş gibi dönüp duruyorum ve bir adım bile ilerliyemiyorum. Ama bazen de bunun aslında çok da kötü olmadığını düşünüyorum ama içten içe ilerlemek de istiyorum. Sanırım yetişkin olmaktan çok korkuyorum çünkü değiştiğiniz an otomatikman yetişkin oluyorsunuz. Yetişkin. Gerçekten bunu istiyormuyum emin değilim.

Yetişkinler her zaman tartışıyorlar. Acaba yetişkin olup aynı zamanda içindeki çocuğu kaybetmemenin bir yolu var mıdır?

Eğer var ise yetişkinler çocuklarını neden anlamıyor?

4 Eki 2009

Yaş 15 Yarışma Programındaki Rezalet

Fox Tv'nin yeni yayına giren yarışma programlarından biri olan "Yaş 15" hakkında birkaç düşüncemi paylaşmak istiyorum.

Yaş 15 Yarışma Programı
Öncelikle reyting nedir bunu öğrenelim:

Reyting: İngilizce anlamı Rating olan ve dilimize Reyting olarak giriş yapan, genel anlamda televizyonların izlenme oranını belirleme de kullanılan bir tabirdir. (Bkz: Reyting Nedir?) Yani izleyicinin ilgisini çekme maksatıyla yapılan türlü türlü şaklabanlıktan öteye gidemeyen bir kavramdır.

Neyse...

Yaş 15 Yarışması: Adı üstünde, 15 yaşındaki 10 yetenekli genç kızın yarıştığı bir show yarışmasıdır. Fox Tv resmi sitesinin açıklaması:


Sunucu: Hande Ataizi, Jess Molho
Jüri üyeleri: Yeşim Salkım, Nevin Serengil, Şafak Karaman, Sinan Akçıl

Genç yetenekler FOX'ta!
Türkiye'nin çeşitli illerinde yapılan elemelerden sonra seçilen 15 yaşındaki 10 yetenekli genç kız, deneyimli Jüri üyelerinin karşısında şarkı söylüyor.
Anneleri de kızlarını bu yarışmaya hazırlıyor...

Yarışmanın birincisi, Medyapım'ın bir dizisinde başrol oyuncusu olma şansı yakalıyor.


Buraya kadar herşey tamam. Gayet güzel bir düşünce! Peki sorun ne diyebilirsiniz. Sorun bu genç (Çocuk sayılır) kızların yarışma adı altında yaptıkları ya da yaptırıldıkları gösteride! Bu kızların giydikleri mini etek, pardon mini etek baya ucuz kaldı; mini etek süsü verilmiş şortlar ile ne tarz bir show yaptıklarını merak ediyorum. Ses zaten yok denecek kadar kötü, ama önemli olan bu kızları reyting uğruna sömürmek. Daha hayatı yeni yeni öğrenmeye başlayan bu kızların orasını burasını açarak, halkın gözleri önüne koymak neyin reytingidir ya da neyin kanıtıdır bilemiyorum.

Burada kimsenin ahlak kavramını sorgulamıyorum. Ayrıca bana göre ahlak çok göreceli bir kavramdır. Neye göre ve kime göre ahlak bu tartışılır. Bunu da tartışacak tecrübeye ve sabıra sahip biri değilim. Oyüzden Fox Tv'nin bu skandal derecesindeki rezaletine bir dur demesini istiyorum. Çünkü bu ülke daha yeni yeni atlattı çocuk pornosu istismarını! Birde bu tarz yarışmalar ile gençliğin beynini sulandırmak ve kafa karışıklığına yol açmak hiç etik bir davranış değil.

"Bir Şarkısın Sen" yarışmasından esinlenerek yapıldığını düşünmüştüm fakat görüntüyü gördüğümde gerçekten şoke oldum. Eminim siz takipçilerimizde ve Türk milleti de bu durumdan en az benim kadar rahatsızdır.

Yorumlarınızı merakla bekliyorum.

9 Eyl 2009

Gerçek Ask Beklemek midir?

Beni seviyor musun?
Arkadaşlığımız sana bir şey ifade etti mi?
Benden hoşlanıyor musun?
Seni sinirlendiriyor muyum?
Beni özlüyor musun? Telefonlarımı, maillerimi, mesajlarımı....???
Beni özlüyor musun?

Ben özlüyorum....
... sana ait olan herhangi bir şeyi özlemek doğru mudur bilemiyorum bu yüzden sana ve size soruyorum:

"BENİM CANIMI YAKAN, BENİMLE DALGA GEÇEN, ONUN İÇİN BELKİDE HİÇ BİR ŞEY İFADE ETMEDİĞİMİ BİLE BİLE BİR İNSANI ÖZLEMEK , ONU HER AN YANINDA İSTEMEK ADİL MİDİR.???????"


Ve cevap çok basit : eğer gerçek aşk ise!!!

Ama öyle mi?

Tabuhan Özçelik

4 Eyl 2009

Bugün Benim Dogum Günüm, Kelimeler Büyüyor Agzımda

Aslında doğum günü kutlamalarını saçma bulurum ama yine de kendime torpil geçeyim dedim :)

Tam tamına 20 yaşına basmış bulunuyorum efendim. Acı tatlı pekçok hatırayı geride bırakarak tam 20 yılı devirmiş bulunuyorum. Meğer ne büyük iş başarmışız. Bu ülkede 20 yıl yaşamak kolay değil :)

Neyse ben sevmem bu tür konuşmaları... Oyüzden en iyisi mi siz şu saçma pastadan bir dilim alıp arkaya doğru ilerleyin. Kalabalıktan hoşlanmam çünkü :) Tipik Başak burcu napalım, idare ediceksiniz artık...

31 Ağu 2009

Oyun Oynamak Sanattır !

Evet ilk bakışta saçma hatta ne alaka diye düşünebilirsiniz. Fakat oyun oynamak gerçekten bir sanat abidesidir. Bir kere kişilik ve karakter seçiminde çocukluğumuzdaki oyunlar hayatımızdaki en büyük rolü oynar. Küçüklüğünüzden beri tanıdığınız bir dostunuzu dikkatle inceleyin. Çocukken de bu böyle idi dediğiniz hiç olmadı mı? Muhakkak olmuştur.

Gayet klişe bir laftır "Çocukluğunda da bu böyle idi" ama çok yerinde ve haklı bir savunmadır. Çünkü kişilik çocukluk evrelerinde oluşmaya başladığı için oynanan oyunların önemi burada açığa çıkıyor.

Tabi bayanlar için oynanan en güzel oyunlar evciliktir. Erkek için ise futboldur genellikle... İşte dikkatle incelerseniz ya da hafızanızı yoklarsanız, oyun oynamanın yetişkinliğee ne denli katkı sağladığını az çok kavrarsınız :)

26 Ağu 2009

Sahur Vakti


Ramazana girdiğimizden beri hiçbir paylaşımda bulunamadım. Bu durum içime dert oldu sanırım :) Zaten kaç gündür birşeyler yazasım vardı, bari sahur vakti birkaç şey karalayayım. Malum, sahura kadar açığız politikası bizde de geçerli...

Gerçektende öyle! Çünkü sahura kadar (03:00) bilgisayar başında oyalanıyorum. İnternet öyle bir ortam ki, hızından hiçbir şey kaybetmeden akıp giden bir ırmak gibi sürekli yeni olaylar yeni bilgiler gelişiyor. Hal böyle olunca da bize uyku haram :) Zaten uyuduğumda sahura kalkmak çok zor oluyor. Hani okul çağlarında "Anne 5 dakka daha" tribi yapardık ya, heh işte öyle bir uyuşukluk oluşuyor bedenimde, saatin o umarsız bir şekilde çalışında...

Bende ya herro ya merro diyerekten, uyumamayı tercih ediyorum. Dur bir söz vardı bununla ilgili: "Korkulu rüya görmektense, uyumamak daha iyidir". Gerçi biraz alakasız gibi oldu ama idare edin :) Saat 03:00'de yazmak kolay değil.

Neyse, sahura yetişmem lazım. Haydi hayırlı ramazanlar sizlere..

13 Ağu 2009

Hafta Sonu Azap Gibi !

Biliyorsunuz dizikolik bir millet olduğumuz için televizyon bağımlısı olup çıktık. Hafta içi programları yada dizi tekrarları falan geçiştirebiliyoruz ama hafta sonları neler oluyor öyle ?

Bir kere hiçbir kanalda eğitici yada adam gibi bir film olmuyor. Varsa yoksa magazin programları! Özcan Deniz ile Fahriye Evcen evlenecek mi? Haluk Levent borçlarını ödeyebilecek mi? Tarzında geyik konular ile geçiştirilmeye çalışılan o dakikalar ile aslında zaten kısa olan yaşantımızdan ne kadarını aldıklarını siz hesaplayın.

Genel kültür adına yeni bilgiler öğrenmek için sürekli zaping yapıyorum ama nafile... En sonunda Tv8 kanalına sıra geldi ve izlemekten keyif aldığım, deli dolu sunumlarıyla Gülhan Şen'in sunduğu Galaksi Rehberi adlı programı yakalama fırsatı buldum. Tekrar bölümü de olsa, onun bunun bikinili halleri yada reklam aşkı yaşayanların haberlerini izlemekten yüz kat daha iyidir diye bir süre takibe aldım. Konusu Barcelona üzerineydi ve bu kentin tanıtımı yapılıyordu.

Hani bir klişe cümle varya; çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? Şimdi Türkiye'deki insanların yaşam koşulları göz önüne alındığında çok gezen bilir felsefesi biraz tırışkadan teyyare oluyor. Hal böyle iken, en azından okumak yada bu tarz programları takip ederek en azından kültür farklarımızı tartmış olur ve genel kültürümüzü geliştirmiş oluruz. Hiç olmazsa manken yada ünlü şarkıcıların tangalı vs. şekilde kıçına bakmaktan daha yararlı birşey yapmış oluruz :)

Sözüm türk televizyoncularınadır, yanlış anlaşılmasın ;)

11 Ağu 2009

BBC Canlı Yayında UFO Vakası

UFO meraklıları! Heyy kime diyorum. Gelin bakayım buraya.. Heyecanlanmanız için bir haber daha veriyorum :) Bu sefer ki canlı yayında oluyor he ona göre dikkat edin. BBC kanalının sunucusu hararetli bir şekilde haber sunarken arkadaki canlı yayın görüntüsünde bir ışık süzmesi hızla geçiverdi. Aman Allah'ım oda ne! Bu bir tren! Bu bir göktaşı! Hayır bu Süperman! Yok yok bu bir UFO yaw!!!


Geldik, gördük, yendik! İşte sevimli UFO'muz gözüktü bile :) Artık reyting fırlatmak amacıyla bilgisayar efekti mi uygulandı bilemiyorum ama gayet göze hoş geliyor değil mi ;)

12 Tem 2009

Gallipoli Hatırası :)

Gelibolu'da geçirdiğim 9 günlük tatilin ardından nihayet aranıza geri dönebildim. Döndüğüm ufak tefek sorunlarla karşılaştım ve moralimi bozan birçok şeyde oldu ama geçmişe bir sünger çekip yola devam etmek gerekiyor. Neyse ki şuan kafamı kurcalayan pek bir sorun yok. Bu keyifle sizlerle Gelibolu'da çektiğim fotoğraflardan birkaçını paylaşmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz...




Resimlerin üzerine tıklayarak tam boy görebilirsiniz

5 Tem 2009

Kısa Bir Mola Veriyorum...


En yakın dostumla şöyle bir Gelibolu sefası yapalım dedik. Dün otobüs biletlerini aldık, yarın ise yolcuyuz :)

Eee biraz da biz keyif yapalım değil mi ama... Merak etmeyin bol bol resim çekip döndüğümde DüşünGeç'te sizlerle paylaşırım. Arkadaşımın rehberliğinde Gelibolu'yu keşfetmeye çıkıyorum. Daha hiç gitme fırsatı bulamadığım Çanakkale Şehitliğini de ziyaret etmek istiyorum.

Hatta oltamızıda alıp güzel Çanakkale boğazından balık avlamaya çalışıcaz. Artık hergün rakı-balık takılırız diye umut ediyorum :)

Neyse efendim, yarın saat 16:45'den itibaren İstanbul'dan ayrılıyorum. Hepiniz kalın sağlıcakla..

28 Haz 2009

Maykıl Ceksın Gitti Ama ?

Her ne kadar yaşam tarzını beğenmesem de, o bir idol ve bunu ister istemez kabullenmek zorundayım. Biliyorsunuz ki, Michael Jakson'ın "Thriller" albümü dünyada resmi olarak tam tamına 104 milyon satış yaptı ve daha bu rekorun üstüne çıkabilen olmadı.

Ama gelin görün ki, yok ölümüne yol açan asıl sebep neydi? Sıradan bir kalp krizi değilde cinayet mi? gibi saçma konular tartışma arenalarında müzik adına birşey bildiklerini iddia eden kişilerle dolup taşıyor.

Kimi müslüman olarak mı öldü derdinde, kimi kullandığı ağır ilaçlarla öldüğü teorisi derdinde, kimi ise Maykıl Ceksın'ın (Siz Michael Jakson diye okuyabilirsiniz) müthiş bir yıldız olduğu derdinde...

Yani herkes birşeylerin peşinde, ama esas olan şey; İnsanoğlu elindekinin kıymetini kaybedince anlıyor.

Önceleri basın; yaptığı hal ve hareketler yüzünden Maykıl Ceksın'ı yerden yere vurdu. Şimdi ise baş tacı olarak görüyorlar... Kimisi pişmanlık kimisi ise hata diyebilir. Bana göre riyakarlıktan (ikiyüzlülük) başka birşey değil bu!

Bu kadar popüler olmak bana göre bir ödül değil, ancak bir ceza olur insana ve Maykıl Ceksın'da bu cezayı yeterince ödedi. Allah'tan rahmet diliyorum. Müslüman olsada olmasada!

11 Haz 2009

ÖSS Kalksın Diyenler El Kaldırsın !

Son 1 haftadır süregelen bu protestoyu hepiniz duymuşsunuzdur. İstanbul'un Kadıköy ilçesinde tanık olduğum bu protesto ile birşeyler karalama ihtiyacı hissettim yine :)

ÖSS sınavına 2 sefer girip ve 2 seferde de hazırlıksız giren bir ÖSS mağduru olarak pek birşey söyleme hakkım yok aslında :) Fakat öğrencilerin gelecekleri hakkında atılan en önemli adımda, böyle bir sistemin uygulanması bana pek doğru gelmiyor. Bunun yanısıra birkaç puan ile istediği üniversiteyi kaçırma gibi ruhsal çöküntü yaratan durumlarda var. Ya da puanının yettiği bölümlere kayıt olmak ve istemediğin halde o bölümü okumak gibi...

Bu sebepten ötürü bana göre "ÖSS Kalksın" kardeşim.

Zaten 3 gün önce yan menüye eklediğim anket sonuçlarıda ÖSS'nin kaldırılması yönünde sonuçlar veriyor. Ne dersiniz, acaba üst düzey yöneticiler bu sese kulak verip ÖSS konusunda revizyona gidebilecekler mi ?

10 Haz 2009

Oxford Üniversite Ögrencileri Çıplak Poz Verdi.


Dünyanın en prestijli üniversitelerinden Oxford'un öğrencileri bu kez bambaşka bir konu ile gündeme geldi. Öğrenciler üniversite kampusunun çeşitli yerlerinde çırılçıplak soyunup bir takvim için objektiflere poz verdi.

Yaklaşık 60 öğrencinin yer aldığı bu takvim çalışmasından elde edilen gelir yoksullukla mücadele eden üçüncü dünya ülkelerine yardım için kullanılacak. Öğrenciler, Üniversitenin bulunduğu tarihi bölgede; okulun koridorlarında, Cherwell nehri kenarında, bahçede, kütüphanede, kampüsteki odalarında bu çıplak pozları verdi. Takvimler 10 Sterlin'e satışa sunuldu.

Resimlerin devamı için Tıklayın.

Dünyanın En Küçük Kızı Jyoti Amge Resimleri


İnsanoğlu çok acayip ya :) Hergün yeni birşey görüyoruz ve yeni bir şey öğreniyoruz. Bu seferde dünyanın en küçük kızını görmek nasip oldu.

Hintli Jyoti Amge, 15 yaşında olmasına rağmen 61 santimetrelik boyuyla “dünyanın en küçük kızı” olarak kayıtlara geçti. Hindistan Rekorlar Kitabı’na giren Jyoti Amge, normal boyutlarda dünyaya gelmesine rağmen daha sonra çok az gelişti. Bir cücelik türü olan ‘akondroplazi’den muzdarip olan Amge, şu anda 15 yaşında olmasına rağmen yalnızca 61 cm boyunda ve 5 kg ağırlığında...

Derslerinde bir hayli başarılı olan Amge, ileride bir Boolywood yıldızı olmak istiyormuş :)

Jyoti Amge'nin bütün resimleri için Tıklayın.

1 Haz 2009

Çizgi Film ve Çocuklugum

Hepimizin çocukluğunda yer etmiş olan çizgi filmler vardır. Red kit, Tom & Jerry, Şirinler, Temel Reis vs. vs.

Ama bunların içinde bir çizgi film var ki, benim çocukluğumu psikolojik bir bunalıma sokmuştur. Evet, Temel Reis'ten bahsediyorum. Hayatımızda kabasakal gibi insanlar çıkmıştır kesin, ama bu çocukluk çağlarınızda gerçekleşiyorsa ozaman mücadele etmek akıl almaz bir hâl alıyor :)

Benim küçüklüğümde de vardı böyle iri kıyım bir arkadaş. Ve beni daima sözleri ile olsun, el kol hareketleri ile olsun sinir etme girişimlerinde bulunurdu. E bende ozamanlar en popüler olan Temel Reis'i izliyordum ve o ne zaman ıspanak yese bana bir umut doğuyordu bu iri kıyım arkadaşı pataklamak için :)

Ama öyle pazarlarda satılan ıspanaklardan değil, konserve içindekilerden istiyordum. Özentilik işte herşeyiyle aynı olcak illa :) Aradım taradım hiçbir yerde bulamadım istediğim gibi bir konserve. Bende dedim en iyisi normal satılanlardan yiyimde şu çocuğa haddini bildireyim. İşte ogün anladım ıspanağın çiğ yenmemesi gerektiğini...

Ve şimdi bugün anladım fobilerin insanlara çocukluk dönemlerinden hatıra kaldığını :)

14 May 2009

İnsanoglu Bunu Hep Yapıyor !

Koca kış geçti ve bahar çat kapı geldi. Heryer yine cıvıl cıvıl kuş sesleri ve yeşillik ile doldu taştı. Eminim çoğu insan kış boyunca; "Yaz gelsin denizden çıkmıcam." "Yaz gelsin anadan doğma yatıcam yatağımda!" "Yaz gelsin donumu kafama geçirip sahilde yürüyüş yapıcam." gibi adaklarda bulunur. Kış biter ve o meşhur Haziran/Temmuz sıcakları bastıverir.

İşte bu seferde; "Kış gelsin de sıcacık evimde camdan dışarıya bakayım." "Kış gelsin yatağıma 5 adet kazak, 3 adet eşofman altı, 8 çift çorap, 14 bere ve 6 adet don giyerek yatıcam!" vs. vs. adaklarda bulunuruz...

İyi de arkadaşım biz kedimiyiz de böyle nankörce tavırlar içerisine giriyoruz :) Niye bu kadar tutarsız davranıyoruz ki... Sahip olduğumuz şeyler için şükredeceğimize, sahip olamadıklarımız için ağlayıp kederleniyoruz. Oysa sevin dedi Tanrı, sizi seveni de sevmeyeni de.! İşe ilk önce sizi sevmeyenlerden başlayın. Karşılık beklemeden, yalansız ve çıkarsız sevin. Oysa sevin dedi tanrı... (Bu replik "Bana Bir Şeyhler Oluyor" tiyatro oyunundan alıntıydı :)

İnsanoğlunun nankörlüğünden bahsederken sevgi, kardeşlik ve barıştan söz etmeye başladım :) İyice Hippi'ye bağladım olayı valla...

En iyisi mi susmak...

Susmakta bir erdemdir. Keşke herkes bu erdeme sahip olsada, ortalığı gereksiz sözlerle kirletmeseler... (Bak yine lafımı soktum :)

13 May 2009

Düm Tek Tek ile Finaldeyiz !


Moskovada Dün Akşam Düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışmasında Hadise Yarı Finali Geçerek, 16 Mayıstaki Finalde Yarışmaya Hak Kazandı.
Türkiyeyle Birlikte Finale kalan diğer ülkeler; İsveç, Ermenistan, İsrail, İzlanda, Romanya, Finlandiya, Portekiz, Malta ve Bosna-Hersek oldu.

18 ülkenin katılacağı ikinci yarı final yarışması ise 14 Mayıs'ta Olimpiskiy Spor Kompleksi'nde gerçekleştirilecek.

Hadise'nin Düm Tek Tek'i ile Yarı Final Videosu