dusungec sozlugu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dusungec sozlugu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağu 2009

Oyuncak Bagımlısı Olmak

Hatırlıyorumda, küçüklüğümde beni hayata bağlayan tek şey oyuncak sektörüydü. Ee ozamanlar bugün ki teknoloji yoktu. Boş boş etrafımıza bakıp, oyuncağımız kırılınca salya sümük ağlayan bir çocukluk geçiriyorduk ister istemez.

Fakat o günlerin kendine has bir büyüsü vardı. En azından arkadaşlar arasında geçirilen vakit, şu zamanki arkadaşlıklarla kıyaslanırsa maksimum düzeydedir. Yanlış anlaşılmasın, bunun nedeni başlı başına oyuncak değil tabiki! Ama teknoloji çıktı çıkalı asosyal gençler revaçta :)

O zamanları özlememek elde değil. Gelecekten habersiz, oraya buraya fırlattığım oyuncak arabalarım aklıma geliyorda diyorum; "Üzdünüz beni yıllar" :)

Meğer hiç büyümemek gerekiyormuş! Meğer hep çocuk kalmalıymışız...

31 Eki 2008

Oyun Oynuyom - Oktay Yeniturk

Yeni bir yazıyla daha merhabalar. Bilmiyorum Facebook'ta grubuma üye olan varmı ? Orda gruba toplu bir mesja yollamıştım .. Türkçe'mizin şeyine şey etmek .. Yazı Yılmaz Çetiner'e aittir .. Gerçektende güzel bir yazı ve herkes bu yazıyı tuttu .. (Okumak İsteyenler http://turkcekonus.ning.com forumlarında veya DilimDilim web adresinde yazıyı bulabilir .)

Şimdi bunun oyun oynamakla ne alakası var Oktay diyeceksiniz. Bende kendim Türkçe'nin şeyine şey etmek metnimi yazmak istedim :)

Msn'de adamın bilgisayarda yaptığını bildirmesi gereken yer genellikle Kişisel İleti kısmıdır .. Tabi MSN Dili ile Türkçe bambaşka birşeydir .. Kelimelerin büyük bir çoğunluğu Seni sefiyorem , Oyun Oynuyom gibidir ..

Benim Dil ve Anlatım dersinde öğrendiğim bir şey vardır .. Konuşma dili ve yazma dili .

Yukarıdaki örnek benim Msn listemdedir . . Göstermektende korkmuyorum. Bakın Türkçe'yi nasıl hayvan gibi kullanıyor. Ve bu oyun oynuyom faslı tamamen bir konuşma dilidir .. Neden millet adam gibi Oyun Oynuyorum yazmaktan korkuyor ki ? Ben aslında hayata kızıyorum ya . Düzgün kullanın şu Türkçe'yi Düzgün !

14 Eki 2008

Koyusma'yı Cümle içinde Kullanmak

Hani şu aralar Televizyon'da sık sık çıkmaya başlayan Yoğuşmalı Kombi'nin reklamı varya; "Yoğuşmayı cümle içerisinde kullanır mısınız ?" sloganına bizim değerli yazarımız olan Fatma Hanım (Seyyah) yeni bir tat ve yeni bir yorum getirdi resmen..

Hemen sorumuzu yönelteyim size; "Koyuşmayı Cümle içerisinde kullanır mısınız ?"

Şimdi kiminiz bu kelimeyi saçma saçma şeylerle buluşturup, bir cümle içersinde kullanmaya çalışacaksınız biliyorum :)

Fakat bunlara gerek yok. Çünkü bizde yapılmışı var, Hazır yani :) Tek yapmanız gereken Buradaki konunun ilk yorumuna bakmanız...

Ya da ben bunu bile yapamayacak kadar tembel'im diyorsanız; Fatma Hanım'ın (Seyyah) gayet mantıklı ve düzgün bir cümle içerisindeki "Koyuşma" kelimesini kullanışına bakalım:

"Çok güzel bi tema.Paylaştığın için teşekkürler.Bu arada bence yazı alanları dar değil.eğer resim koyuşmazsa yazıya yeterince yer ayrılmış olur.Arşivime ekledim ;)"

Nasıl bir yaratıcılıktır bu.! Pes :)

10 Eki 2008

Pirana Nedir ?

Benim çocukluk dönemime tekabül eden bu bilgi ne kadar yararlıdır, orası tartışılır. Çünkü bu vahşi nehir vampirleri ile ilgili birçok film yapılmıştı hatırlarsanız. İşte bu gibi filmler benim gençliğimi yedi ve hala da yiyor mübarek :)

Sadece tatlı suda yaşadıklarını bildiğim halde, Denize girme konusunda sorun yaşadığım bir hatıra olmuştur benim için Piranalar..

Örneğin; Ödüllü bir Pirana filminde, toplam 50 oyuncu var ise - filmin sonlarına doğru artık 8-10 kişi kaldığını farkediyorsunuz. E bu filmi izleyen çocuk için hoş bir durum olmasa gerek :) Halen gözümde canlanır o filmdeki kareler..

Grup halinde avlandıkları için daha da ürkütücü oluyorlar. Düşünsenize, bir göle gidiyorsunuz ve biraz serinlemek için yüzmeye karar veriyorsunuz. Sonra birden oranızı buranızı ısırmaya başlıyorlar. Heryer kan içinde kalıyor ve bu dehşet manzara karşısında korku ve acıdan dolayı geberip gidiyorsunuz. Ne kadar zavallı bir durum :)

Okadar seri ve taktiksel saldırıyorlar ki, sanki önceden hepsi ısırış ve koparış sırasını belirlemiş gibi..

Güzel bir örnekle açıklamak gerekirse size bu Video'yu takdim ederim, Buyrun:


5 Eki 2008

Pisuvara işemek

Bu ara baya bir edepsiz şeyler yazıyorum sanırım. Ramazan bitti ya oyüzden :) Ama ne olursa olsun bu yazıyı yazmak istiyorum ve yazıcam.!

Pisuvar ne demek biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için şöyle bir özet geçelim; Halka açık Umumi tuvaletler de sıkça karşınıza çıkan ve temel olarak ayakta işime varyetesidir. İşin aciliyeti mühim olduğundan, hemen işeyip çıkmak istersiniz ve bu yüzden Pisuvarları kullanırsınız. En azından prensip budur :)

Ama çoğu arkadaş (bende dahil) bu Pisuvarları başka amaçlar da kullanabiliyoruz. Örneğin; içinde izmaritler çoğunlukta ise bu işeyen kişi için tam bir vakit geçirme ve zevk meselesine dönüşebilir. Nasıl mı ?

Şöyle ki; İzmaritleri gözünüzde bir anlık yanılsama ile Dev savaş gemileri olarak hayal edersiniz. Tabi elinizdeki araç ise tam şanzumanlı bir makinalı silah durumuna geçer. Durduk yere izmaritlere savaş ilan edersiniz ve akabinde ilk olarak siz saldırıya geçersiniz. Amaç; İzmaritlerin parçalanarak dağılmasını sağlayana kadar tazyikli savaş mermileriyle (Sidik işte yahu) durmaksızın ateş etmek...

Tabi bu durumu abartıp daha fazla tazyik vermeye çalışan arkadaşlar oluyor. Sonuç; Tuvalet çıkışında abartılmış sidik darbeleri yüzünden, pantalon komple ıslanmıştır :)

Şimdi bu yazıyı niye yazdım bende pek emin değilim açıkçası..

Fakat şundan eminim ki; yazıyı okuyan Erkek okurların yüzünde sevimli bir tebessüm oluşacaktır. Buradan onlara kısa bir de mesajım var; Merak etmeyin, bunu birtek siz yapmıyorsunuz. Yalnız Değilsiniz bu hayatta .! :)

Yalnız yazıyı okuyan Bayan okurların sıkılması veya keyif alması müessesemizi ilgilendirmez ve hiçbir şekilde sorumlu tutulmaz.

Keyifli Pazarlar :)

17 Eyl 2008

Kız Olsam Kesin Orospu Olurdum.!


Bu Müstescen konu ile ilgili yazıcağım yazıdan ötürü özür dilerim. Ama bu konu gerçekten konuşulması gereken bir durumdur :)

Lise yıllarımdan bu yana, arkadaş çevremde daima kız konuları konuşulmuştur. Önce aşk meşk ile kafa şişirme olayları, daha sonra cinsellik konuları açılır bu ortamlarda..

- Ulan şu Sibel varya, taş gibi hatun vallaha..
+ Hangi Sibel lan ?
- Varya Lan X marketin üstünde oturan ?
+ Hee, tamam lan tamam biliyorum onu, evet güzel kızdır :)
- Öyle bir sevgilim olsun, bankada 40 Bin Ytl borcum olsun yahu :)
+ Sonra nasıl ödücen oğlum okadar parayı, biraz mantıklı ol ?
- Lan oğlum kankamsın diye demiyorum ama harbiden malsın..

Diye uzun metrajlı devam eder bu diyaloglar ve en sonunda işte bu yazıyı yazmamdaki sebep gerçekleşir..

- Yahu ben bu kızları bir türlü anlamıyorum,
+ Hayırdır kanka niye ?
- Fazla nazlılar yav.!
+ Ee napalım kader..
- Valla kader lan.. O değilde ben kız olsam kesin orospu olurdum..

Her kafadan bir ses çıkar: He lan bende aynen valla :)

Şimdi bu nedir ?

Çok düşündüm bu konuyu ve şu sonuca vardım: Biz erkekler kızları bu şekilde hayal edip istediğimiz için, bilinç altımızda kız olsak bu Orospu olurduk mantığı oluşuyor.

Gerçi pek de sağlıklı bir açıklama olmadı sanırım..

Ama bütün erkek diyaloglarında bu geçer ve Anormal bir şekilde hoş karşılanır. Sorun bizde mi yoksa kızların bize davranışlarında mı bilemiyorum..

14 Eyl 2008

Football Manager Oynamak

Football Manager (Fm) oyununu bilmeyeneniz yoktur herhalde..

Ama ben gene de bayan okurlar için bir kez anlatayım oyunun amacını; Öncelikle şu örneği verim, Fatih Terim için Milli Takım neyse, Fm'de biz hayranları için de aynı duygudur.

Teknik Direktör olup herhangi bir takımı yönetiyorsunuz. Amaç bu :)

Peki bunun DüşünGeç Sözlüğü'nde ne işi var ?

Her sözlükte olması gereken bir efsanedir bu oyun :)

Converse Ayakkabı ile ilgili yazımdan sonra Football Manager benim için bir tutkudur (tabi eskidendi bunlar)

Fm Aşkı her erkek için vazgeçilmezdir. Onun yerini hiçbir şeyle dolduramazsın, öyle ki; Okul günlerinde sırf onun (Fm) birlikte olabilmek ve vakit geçirebilmek için hasta numarası yaparsın. Yada okulu asıp (Hemde ilk dersten :) eve koşarsın.

Pardon eve gitmeden önce bakkala kesinlikle uğrarsın. Çünkü Fm oynayanlar iyi bilir, bu meret tek başına gitmiyor. İlla ki yanında 2.5 Litrelik kola ve Minimum 2 Metro çikolata..

Tabi bunlara güvenmeyip tedarik olarak 2 paket çekirdek, 2 paket Cips ve kımıl kımıl Jelibonlar da alındığı görülmüştür bazı esnaf amcalarımız tarafından :)

Bunları niye anlatıyorum ? Vallahi bende bilmiyorum, son 6-7 Aydır hiç oynamıyorum Fm..

Ve bu aralar Football Manager 2009 çıkacak dedikoduları çokca dolaştığı için sitelerde, belki de bu yüzden dolayı Fm Aşkım depreşmiş olabilir.

Ben 19 Yaşındayım ve bunları gururla söylüyorum. Bu size doğal gelebilir, ama ben +30 yaşlarında koca koca adamların Benden daha körü körüne sevdalanan Fm oyuncuları gördüm.

Hazır Fm anılarımı sizlerle paylaşmışken affınıza sığınarak bir anımı daha sizlerin huzuruna sunmak isterim :)

Olay şöyle gelişiyor; Bizim evde her ne hikmetse gece kimse olmuyor. Yani bana sabahtan böyle bir haber veriyor ev sakinleri..

Bende tabi hemen Kanka diye hitap ettiğimiz can arkadaşımızı (Oda bir Fm Hayranı) gece bizde kalması için ikna ettim. Merak etmeyin amacımız çapkınlık falan değil :)

Okuldan (Lise 2) çıktıktan sonra direkt bizim evin yolunu tuttuk. Tabiki bakkalımızdan 2.5 Litre kolamız ve çerezimizle birlikte..

Allah sizi inandırsın, o gece bir Gramaj uyku uyumadan Saat sabahın 10.00'a kadar Fm oynadığımı bilirim. Tabiki geceleri yapılan çay takviyeleri ile...

Birde Cin, hayalet vs. korkuları da sardıkça daha da seksileşiyordu Fm oynamak :)

Neyse Sabah saat 10.00 gibi bilgisayarı kapattık ve birbirimizin yüzüne baktık. Ve şöyle bir diyalog geçti aramızda:

Kankam: Okul var oğlum 12.30'da ?
Ben: Valla lan.!
Kankam: Oğlum bu kafayla derse de girilmez ki..
Ben: Salla yahu gitmeyelim, Biraz uyur sonra gene Fm oynarız ? (Hay Ağzıma :)
Kankam: O sorun değil de ben gözlerimin önünde uçuşan futbolcu ikonları görüyorum ?
Ben: He Lan, bende sana onu dicektim. Demek sende de oluyormuş içim rahatladı.!

---Ufak bir Dumur olma hadisesinden sonra diyaloga devam ettik---

Kankam: Napıyoruz şimdi söyle bakalım ?
Ben: Ya oğlum bu devamsızlık hakkımızı kullanıyoruz ama ben hiç saymadım. Kaç gün oldu acep ?
Kankam: Valla ya
benim 18.5 gün ya da 19.5 gündür.
Ben: O buçuk gün nasıl oluyor lan ?
Kankam: Ne bilim ya, geç kaldım diye yarım gün yazdılar zamanında...
Ben: Hönk !?

Gerisini pek hatırlamıyorum. Oyüzden sağlıklı cevaplar veremicem. Son olarak;

Fm Aşkı Budur.! :)

7 Eyl 2008

Siteye yada Bloga Chat Kutusu Eklemek

Özellikle Blogunu süslemek uğruna bu tarz Chat Box'ları birçok yerde görmüşsünüzdür.

Peki bunu niçin ekler bir insan ?

Tabiki çok doğal ve masumâne bir nedeni vardır; Bloguna gelen kişinin gözünü boyamak ve insanlar arası bir sohbet köprüsü oluşturma çabası :)

Chat Box ekleyerek bloga gelen ziyaretçinin daha hoş vakit geçireceği ve bu sayede sabit ziyaretçiler kazanarak popüler olma ümitleri vardır :)

Ama o insanın bu umutları birkaç (aslında birçok) kendini bilmez kişi tarafından hüsrana uğratılabilir.

Artık bloga hangi hırs ve zevkle giriyorsa (tesadüfende girmiş olabilir) aradığı şeyi içeriklerde bulamayınca bir saldırı havasına bürünüyor. İşte bu planlara yardım ve yataklık edecek olan Chat Box imdadına yetişiyor kendini bilmez ziyaretçimizin :)

Ve ortaya şu tarz iletiler çıkıyor:

-Yalarım
-Yutarım
-P.çler
-Burası ne lan böyle !?
-Sığırlar
-Bye..

Yukarıdaki iletiler sadece tek bir kişiye aittir. Bu tarz kelimeleri kullanır ve sonunda İngilizce kökenli olan "Bye" kelimesi yani hoşçakalın diyerek Blogdan ayrılma nezaketinde bulunur :)

Düşünün birde bu tarz insanın blogunuzda günde en az 4-5 Türünün dolaştığını..

Diyeceğim o ki; gelin bu sevdadan vazgeçin, ne sizin siniriniz bozulsun ne de o mendeburun ağzı..

Tecrübe konuşuyor sonuçta burda.. Bizde yaşadık evvel zaman önce :)

6 Eyl 2008

Converse Ayakkabı Giymek


Kimine göre itici kimine göre de ayrıcalıktır Converse giymek (Özellikle de benim için :)

Bir pazar günü en Fresh halinle güzide sokaklarda, tıklım tıklım insanların dolaştığı mekanlarda gezinirsin kendinden bir haber..

Daha sonra Bir ayakkabı mağazasının önünden geçersin ve gözüne o an için dünyanın en huzur verici, en tatlı, en muhteşem, en en en güzel ayakkabısı çarpar..

Bu ayakkabılar sıradan bir ayakkabı değildir. Oz büyücüsü filmindeki o kızın ayağındaki Kırmızı ayakkabılar ne kadar önemli ise senin içinde o ayakkabılar okadar değerlidir.

Bunlar tabiki Converse'in son seri ayakkabı modelleridir..

O müthiş modelleri görünce ayağındaki eski Converse ayakkabıya bakarsın ve şunları dersin:

-Ulan seni ilk aldığım da dünyanın en güzel ayakkabısı zannederdim. Ama bak senden güzel ayakkabılar çıkmış piyasaya..

O andan itibaren ayağındaki converse'ler tamamen 2. hatta 3. plana düşmüştür gözünde..

Vakit kaybetmeden mağazaya girip o camekândaki ayakkabıyı istersin satıcıdan denemek için..

Ayağına giyip bir iki tur atarsın mağazanın içinde, işte o an dünyadaki hiçbir duygu seni bu kadar tatmin edemez. Emin ol buna :)

Sonuç ?

Gezmek ve yiyip içmek için yanına aldığın parayı nakit ödeme yaparak o ayakkabılara sahip olacak kadar delirirsin..

Tabi eski ayakkabılar bir poşete koyup evin yolunu tutarsın havalı havalı :)

Eve geldiğinde ise (para bittiği için doğal olarak erken gelmişsindir eve) sana şu sorulur aile bireyleri tarafından:

-Evladım hayırdır niye erken geldin ?
+Sormayın ya, tam gezerken birden bire migren'im tuttu.
-Sende migren yokki yavrum ?
+Hımm şey !?
-Ney ?
+Hiç..

Dersin ve hemen odana koşarsın :)

İşte Converse Aşkı budur.

DüşünGeç Sözlüğü Yayına Girdi.

Artık güncel olayları takip edip o konular hakkında yazılar yazmaktan biraz sıkıldım diyebilirim. Bu tür haberler yüzünden biraz mizahdan uzak kaldım galiba..

İşte bu yüzden DüşünGeç için komik ve gerçeklik payı yüksek bir Sözlük oluşturma kararı aldım.

Nedir bu DüşünGeç Sözlüğü ?

Hayatımızda başımıza gelen komik olaylar, asla yapmamamız gerekenler, toplum içinde küçük düşürülme vb. olağan yaşantıları yazıya dökmek istiyorum :)

Bakalım tutacak mı bu sözlük projesi :)